Düğme Müzesi

27.12.2020
Yazar
Pia YEŞİLBAŞ


           


Şimdilerde plastik düğmeler ucuz olduğu için piyasadan, değeri düşsede düğmenin hakkettiği değere yeniden kavuşmasını isteyen meraklısı insanlarda var. Tarihi gelişimi boyunca düğme bir çok uygarlıkta var olmuş, moda dünyası ve zengin insanların hayran olduğu bir ürün olma özelliğini yer yer korumuştur. Düğmenin yasaklara rağmen bugünlere gelerek bir düğme müzesinin olması değerini bize kanıtlıyor gibi, düğme yine o şaha şalı yıllarını yaşaması hızlı moda ile mümkün gözüküyor.

Düğme müzesi olabileceği düşüncesi hiçbirimizin aklına gelmezken bu hayali yaşayan ve gerçekleştirmek isteyen koleksiyonerler var, bunlardan biride Form Düğmenin kurucu ortağı Mustafa Okyay, 'En büyük hayalim, Türkiye’de  bir ilki gerçekleştirerek, 'düğme müzesi' açmak' dedi. İtalyan düğme devi Bottonoficio Fossanese'yi satın alarak Türkiye'ye getiren Form Düğme,ye başarılar diliyorum. Bir diğeri ise Yalova’da yaşayan emekli öğretmen Özdemir Kurtoğlu. Türkiye'nin en kapsamlı düğme koleksiyonuna sahip, Özdemir Kurtoğlu koleksiyonerlik macerasında 2 milyonun üzerinde düğmeyi itinayla biriktirmiş. Türkiye'de ilk düğme sergisini de Saint-Michel Fransız Lisesi'nde 'Düğmeler/Boutons' ismiyle açmış. "Kendi içinde olacağı, yaşayan bir düğme müzesi ise en büyük isteği. Türkiye dedeDüğme müzesi görme umudu ile, İtaya da olan düğme müzesi ile ilgili bilgilendirmemize geçelim.


İtalya’nın doğusundaki Ortaçağ kasabası Santarcangelo’da nevi şahsına münhasır bir müze, bir Düğme Müzesi açan Giorgio Gallavotti, düğmelerin sembolik önemini bu cümleyle özetliyor.

Düğmelerin sadece işlevsel malzemeler değil aynı zamanda ikili ilişkilerin ve tarihin detayları yansıtan küçük hazineler olduğunu düşünen Gallavotti, 2008’de Düğme Müzesi’ni açmış.

Müzede, 1700’lerden bugüne kadar her çağdan örneklerle, başta İtalya olmak üzere dünya tarihi düğmeler üzerinden aktarılıyor.

Siyasi, toplumsal değişimler ve moda akımlarını yansıtan düğmeler sergileniyor.

Gallavotti’nin ailesine ait şahsi koleksiyonla açtığı müze zamanla özel bağışlarla da genişleyerek 8 bin 500 düğmeye ulaşmış.

Müzeyi bugüne kadar dünyanın hemen her yerinden yaklaşık 200 bin kişi ziyaret etmiş.


'Tarihin tanığı' düğmeler

Giorgio Gallavotti, düğmelerin şekil ve desen değişiklikleriyle yalnızca moda akımlarının değil tarihi değişimlerin de göstergesi olduklarını söylüyor.

Düğmeleri “tarihin tanıkları” olarak gören Gallavotti, müzeyi de bu tanıklığı yansıtacak şekilde düzenlemiş.

Müzenin 3 ayrı bölümünün ilkinde düğmeler ait oldukları yüzyıllara göre, ikinci bölümde sembolik değerlerine göre, üçüncü bölümde ise yapıldıkları malzemeye göre sıralanıyor.

Müzedeki önemli eserler arasında Papa 14. Clemente’nin Mozart’a Roma ziyareti sırasında hediye ettiği, üzerinde bestecinin portresinin bulunduğu bir düğme; Picasso’nun Coco Chanel için tasarladığı bir parça; papalara ve asilzadelere ait düğme örnekleri de bulunuyor.


Osmanlı düğmesinin hikayesi

1908 yılında Osmanlı İmparatorluğu’nda yapılan ay-yıldızlı bir düğme de müzede sergileniyor.

Düğmenin ardında ise bir aşk hikayesi yatıyor. Tarihçi Alessandro Minardi Cesena tarafından müzeye bağışlanan düğme Cesena’nın aile yadigarıymış.

Cesena’nın büyük-büyükbabası Osmanlı topraklarındayken soylu bir genç kıza aşık olmuş. Ancak genç kızın babası bu evliliğe izin vermemiş. Bunun üzerine orduya yazılarak büyük başarılar elde etmiş, madalyalar kazanmış. Artık saygın bir asker olmasından cesaretle aşık olduğu genç kızı yeniden istemeye karar vermiş ve nişan hediyesi olarak da bu düğmeden 6 tane yaptırmış. Gallavotti, hikâyenin sonunu kesin olarak bilmese de “Muhtemelen evlendiler ve bu düğme bağışı yapan kişinin büyük-büyükannesine aitti” diyor.


'Konuşan düğmeler'

Toplumsal ve siyasal değişiklikleri yansıtan düğmeler arasında, Soğuk Savaş’ın bitişi şerefine hazırlanmış bir düğme örneği de yer alıyor.

Müzedeki düğmelerden, “belle epoque” döneminde gösterişli, 1960’larda lüks malzemelerden yapılmış, 1980’lerde kadar ise daha sade tasarımların öne çıktığı görülüyor.

Müzenin kurucusu Giorgio Gallavotti, tutkuyla anlattığı düğmeleri bir üniversitede ders olarak da öğretmiş. Gallavotti, düğmelerin anlattığı tarihi Bologna Üniversite’sinde 2011’de “Konuşan düğmeler” başlıklı bir derse dönüştürmüş.


Fransa Kralı ve Sultan

Gallavotti, bloğunda yazdığı bir hikayeyle de düğmelerin tarihte iletişim aracı olarak da kullanıldığını belirtiyor: “Fransa Kralı 1. François, üzerinde 13 bin 600 altın düğme bulunan siyah bir kadife elbise diktirdi. Bir Sultan’ı ağırlayacaktı ve Sultan’a kendisinin ondan daha zengin olduğunu göstermek istiyordu. Ama Sultan’a “Ben senden zenginim” diyemezdi, deseydi de Sultan’ı inandıramazdı. Ama elbisesindeki altın düğmeler onun yerine bunu söyledi, yani bu olayda da düğmeler konuştu.”

Eskiden düğme sayısının kişilerin sosyal sınıfının göstergesi olarak görüldüğünü anlatan Giorgio Gallavotti, günümüzü düğmeler üzerinden yorumlamasını istediğimde ise düğmesiz elbiseme bakarak şunları söylüyor.

“Artık kadınlar düğme kullanmıyorlar çünkü bağlanmak istemiyorlar.”


Belgesel seviyorsanız, sedef düğme belgeselini izleyebilirsiniz..